23 Kasım 2012 Cuma

Öyle Bir Havada Gel Ki...

Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri
yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.


Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.


Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.

Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...

Orhan Veli Kanık



Bloğuma adını veren şiir işte bu şiir..
11.07.2009'da açtığım bu blog ismi, bir dergide tevafuken bu şiiri okumamla isimlendi..
Bu arada, tarihi yazınca, bloğumun 3 yılı devirdiğini farkettim.
Nice yaşları olsun..
Ben şiir sevdikçe, ben anlatmak, paylaşmak istedikçe, sizler burada oldukça bu blog burada olacak..

Güzel bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle...

16 Kasım 2012 Cuma

Sonbahar...



Bu geç vakit
bu sonbahar gecesinde
kelimelerinle doluyum;
zaman gibi, madde gibi ebedî,
göz gibi çıplak,
el gibi ağır
ve yıldızlar gibi pırıl pırıl
kelimeler.
Kelimelerin geldiler bana,
yüreğinden, kafandan, etindendiler.
Kelimelerin getirdiler seni,
onlar : ana,
onlar : kadın
ve yoldaş olan...
Mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar,
kelimelerin insandılar... 

Nazım Hikmet


Ne güzel değil mi sonbahar.. Ben baharları ayrı bir severim. Sonbahar, yaşlılığı, ölümü; ilkbahar doğumu ve gençliği, kıpır kıpırlığı hatırlatır. İnsan baharda farkeder hayatın evrelerini, yaz ve kış ise, artık iş işten geçti demenin lisanı halidir sanki...

Sonbahar, sararan yaprakların, dallardan ayrılma zamanı geldiğini gösteren işarettir. Öylece süzülüp inerler aşağıya yapraklar. Usulca.. Öylece yatarlar ağacın ayakları dibinde. Bir daha kavuşamayacak olmanın hüznünü, üzerine basan ayakların neticesi çıtırdayan sesleriyle hissettirirler, feryat ederler adeta. Yine de, kutsal bir görevi tamamlamış olarak göç ederler sanki, ilkbaharda kendilerinden arta kalan miras dna larının bir başka yaprakta vuku bulacağını bilip sevinir gibi...

Sonbaharda, sapsarı yapraklarla konuşmak ne güzeldir. Üzerine düşen çiğ taneleriyle ıslanır yaprağın yanakları. Hüznü ve mutluluğu aynı anda hissettirir sararan yapraklar...   

23 Ekim 2012 Salı

Zifiri



Ne güzelbir şarkıdır bu..
Bayram hediyesi olsun benden size...

İyi bayramlar...

8 Ekim 2012 Pazartesi

Ve İşte Öyle...



Anlatacak, söyleyecek çok şey varken
Susuyorsam
Boğazımda düğüm düğüm birikiyorsa kelimeler
Bir nedenim var...

Söyleyecek sözüm olmadığından değil susuşum...
Korkuyorum...

Ve biliyorum...
Dillendirilmeyen herşey, büyüyor içimde..


Sevgiyle...


Bugünün şarkısını dinlemeden geçmeyin...

Not:
Görsel, son zamanlar izlediğim güzel filmlerden birine ait 
( Lucky One).

6 Eylül 2012 Perşembe

A Moment to Remember



Bu dünyadaki insanlar mum ateşi önündeki üç kelebek gibidir.. 
ilki ateşe yaklaşmış ve demiş ki : Ben aşkı biliyorum.. 
İkincisi ateşe yavaşça kanadıyla dokunmuş ve demiş ki : Aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim.. 
Üçüncüsü kendini ateşin ortasına atarak yanarak kül olmuş.. 
Gerçek aşkı işte sadece o kelebek bilir.. ( Bab'Aziz'den )

Fotoğraf: A Moment to Remember filminden

28 Ağustos 2012 Salı

Mutluluk...

Bazen,
Yaslanacak bir omuz arar ya insan
Hani bazen, seslerin içinde sessizliği yakalar
kendini dinlemek ister ya o anda...

bazen,
uçsuz bucaksız bir ormanda kaybolmak ister ya insan,
yaprakların hışırtısında kaybettiklerini aramak...
ve hatta, hani bilmesine rağmen bulamayacağını, umut eder ya...

bazen,
bir filmin tek bir sahnesine kilitlenir
o sahneyi yaşar ya içinde defalarca kanarcasına....

ve hatta bazen,
sabahın bir vakti kıyıya vuran dalgalara karışır ya sevgisi
sadece martılar şahidi...

o kıyıda içilen bir bardak sıcak çaydır bazen mutluluk
bazen ağlayabileceğn bir omuz bulabilmek..
ya da yağmur altında dolaşabilmek pervasızca...
bazen hatırlamak, hatırlıyor mu diye hayıflanmak..
bazen anlaşılmak, bazen anılmaktır mutluluk...
bölüşülen bir simittir bazen
ve bazen...
adında gizlidir mutluluk...


28.08.2012

2 Ağustos 2012 Perşembe

Bir Adın Kalmalı...

Sordum
Bilmiyordum çünkü, anlamamıştım...
"Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç"
Neydi manası?
Nasıl da güzel anlattın bana, bir çırpıda, nasıl da anladım...
Sen, huzuru ve hırçınlığı taşıyan içinde
Sen...
Bütünün diğer yarısı, iyi ki vardın...
İyi ki...

Şimdi bu şiirde,
Hatıraların manalı dokunuşları ellerimi ısıtırken
Özlem, hasret, öfke bazen,
Ve hatta bazen hasret...
Ve şimdi, içimdeki kızgınlıkların önündeki yeldeğirmeni
Sen şimdi, beni bu şiirle tam 15 yıl önceye götüren
Çocukluğum belki, belki gençliğim, toyluğum, sakinliğim
Seninle öğrendim, senden öğrendim çok şeyi hayatımın olgunluk evresi...
Bu şiiri senden öğrendim
Diğer birçok şey gibi...
Sevgiyi, gülen gözlerinde hissettiğim yürek
Seni iyi ki tanıdım...


İçi, gülüşüne yansıyan şair bakışlı kadın
İyi ki varsın...

Hilal

BİR ADIN KALMALI...

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam
dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Ahmet Hamdi Tanpınar





Bunu da dinlemeyi unutmayın :)